iPhone’u Olanlar Şanslı
Ali Riza Esin | 22 Haziran 2009 | Kategori: iPhone
Dünyanın hakim güçlerinin, insanların ortak değerleri olarak empoze ettikleri ve fakat George Orwell’in “Animal Farm” isimli kitabındaki –yazımızın sonunda yer verdiğimiz– sözüyle gerçek ifadesini bulan “özgürlük ve demokrasi” kavramlarını dayatmak adına ellerindeki tüm araçları kullanmaktan çekinmediğine şahit olmaya devam ediyoruz. Dünyada süregelen tüm yapay felaketlerin sebebi haline gelmeye başladı bu “özgürlük ve demokrasi” kavramı her nedense.
Yaşamlarını aidiyetlerine borçlu güçler yönetiyor dünyayı ve bunu bilip bununla palazlanananlar, tüm bunlardan ve insanlığın acı içinde kıvranan çoğunluğundan habersiz veya bunlara teğet durmayı marifet sayan yaşam formları üstüne kurulmuş bir hayatı devam ettirenler ve elbette diğerleriyle geçinip gidiyoruz; yaşıyoruz hep birlikte.
Halkını kısmen eğitebilmiş ama özgürlük ve demokrasi kavramlarının bir türlü kendiliğinden gerçekleşmediği bazı ülkelerin tavırları ise Nietzshe’nin “Sadece karşıtları cansıkıcı olmayı sürdürdükleri için, arada bir, bir davaya bağlı kalırız.” sözünü hatırlatırcasına, bundan güç alan birer şartlı refleks halinde sürüyor ve her türlü yerinde sayıyor insanoğlu.
Google ve Facebook’tan Farsça Atağı
Türkİnternet.com’da yayımlanan 19 Haziran 2009 tarihli bir haberin başlığı bu aslen. Yazının hemen başında İran’dan bahisle şöyle deniyor:
“(…) Google, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ciddi karışıklıkların baş gösterdiği ülkede, vatandaşların haber kaynaklarını daha rahat kullanabilmelerini sağlamayı amaçlıyor. Sosyal ağ devi Facebook da, Farsça konuşan kullanıcılarının hizmetlerinden daha rahat yararlanabilmeleri amacıyla bu dilde test yayınını başlattı.(…)”
Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan seçim kampanyaları sürecinde yaşanan ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı girişimler, batı kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı. Bu gelişmeler üzerine, Google yönetimi, Farsça’yı Google Translate envanterine ekleme konusunu hızlandırmaya karar vermişti.
Yalnız, sıkıntı o ki, Kapitalizm öylesine “bireyci” hale getirdi ki insanları, o bireycileri dünyanın en gelişmiş iletişim araçları bile bir araya getiremez artık; devrim yapabilecek “yerleri” köreldi bir kere insanların.
Twitter Ne Yapıyor
Twitter‘ın yaratıcısı ve şimdiki sahibi Jack Dorsey’in geçtiğimiz aylarda Afganistan ve Irak’a uzun konaklamalı birer ziyaret gerçekleştirdiğinden haberdar mısınız? Bu gizli bir bilgi değil, Twitter’dan gün be gün takip edilebiliyor etkinlikleri. Peki, nereden esti de Twitter ABD misyonlarına(!) sahne olmaya devam eden bu ülkeleri ziyaret etti? Canı istedi de elini kolunu sallaya sallaya kendisi mi gitti ta oralara?.. İşi için çok büyük fırsatlar mı gördü o ülkelerde; daha bol para kazanmak için?..
Apple’ın Çin Açmazı
iPhone halen Çin’de resmi olarak satılmıyor. Nedeni ise henüz bir operatörle anlaşma sağlayamamış olması. Anlaşma sağlanamamış olmasının nedeni de operatörlerin Apple’ın App Store’u Çin’de işletmesine karşı çıkmaları olarak açıklandı. Söylendiğine göre Çin, “iPhone’u getir satalım ama yazılımları sen satamazsın.” demeye devam ediyor.
Çin’in, yazılım tekellerine karşı olduğu zaten biliniyor. Açık kaynak temeline dayanan Linux’un dünyadaki en büyük destekçisi durumunda Çin. Devlet seviyesinde bir anlayış ve kabul bu. Temel gerekçelerinin ise güvenlik, daha geniş bir ifadeyle ülke güvenliği olduğu biliniyor.
iPhone Bu Yazının Neresinde
iPhone, başka bazı Smartphone’ların sahip olduğu yeteneklere sahip bir cihaz. İnternete etkin erişim, en önemli özelliklerinden. Fotoğraf ve şimdilerde video çekebiliyor. Üzerindeki GPS’le sahibine dünyanın neresinde olduğu bilgisini de verebiliyor. Bunlar çok güzel yetenekler.
Şimdi bu yeteneklere “Find my iPhone” da eklendi. Apple’dan kendine MobileMe hesabı açtıran kullanıcılar kaybettikleri telefonlarına uzaktan erişip yerini tespit edebiliyor ve gerekirse içindeki bilgiyi yabancı gözlerden sakınmak amacıyla uzaktan silebiliyor. Teorik olarak kullanıcının yaptığını teknoloji sahibinin de yapabileceğini tahmin etmek zor değil. Bugünkü teknolojiyle gerçekleştirilmesi çok zor olan bir işlev değil bu elbette, dileyen mobil cihaz üreticisi kendi ürünleri için benzer bir özelliği istediği an devreye alabilir.
Flickr’a yüklenen en çok fotoğrafın iPhone’larla çekilenler olduğu açıklandı bu yıl başlarında. Bulunduğumuz herhangi bir yerden iPhone’la kolayca “Tweet”leyebiliyoruz. Facebook gibi, FriendFeed gibi sitelerde fotoğraflarımızı anında yayımlayabiliyoruz. Yeni iPhone’un video çekimi yeteneklerinden teker teker her birimizden çok YouTube’un faydalanacağına kuşku yok.
Güllük gülistanlık bir dünyada bunlar çok güzel şeyler; keşke herkes sahip olsa. Dünyanın öyle bir yer olmadığını bilsek bile sıradan insan bakışıyla, –bilinen faydaları bilinmeyen zararlarından fazla olduğu sürece– bunların günümüzü renklendiren ve işlerimizi kolaylaştıran araçlar olarak günlük hayatımızda yer almaya devam edeceklerini söylemek mümkün.
Gelelim George Orwell’e
George Orwell kimdir?.. Ne demiş Animal Farm isimli kitabında?..
Orwell, “Tüm hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.” diye yazan kişidir ama kendisi daha çok 1984 isimli kitabıyla bilinir. O kitabıyla “Big Brother” kavramını ortaya koyan kişi George Orwell.
Aynı isimli film kadar ünlü bir başka şey ise Steve Jobs‘un ikinci Apple zaferini takip eden günlerde yayımlanan ve büyük yankı koparan reklam filmiydi. Apple, o günlerde Büyük Birader’e karşı koyan küçük biraderlerden biri rolündeydi; iPhone’u çıkarana değin de satış rakamları anlamında aynı rolü oynadığı söylenebilirdi; bugün kriz ortamında bile büyümesini sürdüren şirketlerden biri. Bunun bir ironi olup olmadığını ise zaman gösterecek.
Tam olarak nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı, ne yiyip ne içtiğinizi, neleri merak edip neleri aradığınızı kaydediyor bugün teknoloji, bunu da daha sonraki etkinliklerinizi kolaylaştırmak amacıyla yaptığını ve bunun haricinde kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmadığını söylüyor; Amerika Birleşik Devletleri’nde 11 Eylül’den sonra Bush yönetimi tarafından çıkarılan yasa ise tam tersini. Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsanız, devletin her uygulamasının da bir yasaya dayandırılmadığını biliyor olmalısınız; ABD istihbarat teşkilatları kim, bizimkiler kim.
Asıl ilginç olan şu ki, bu teoride kalmaya mahkûm ve paranoyakça bir tez gibi görünse de, tüm bu güce sahip olabilmek ve “Büyük Birader”i daha da büyütebilmek için üste seve seve para ödeyebileceğimizi George Orwell bile öngörememişti.
Apple, Google, Facebook, Twitter… Tüm bu markaları seviyoruz; iPhone’u çok beğeniyoruz. Sevimliler değil mi?.. Kulağa “USRobotics”ten daha sevimli geliyorlar en azından.


