iPhone: Bir Dokun, Bin Ah İşit

Ali Riza Esin | 21 Nisan 2009 | Kategori: Yazılım Geliştirme

Bazı Ars Technica kaynaklarının son keşiflerine göre iPhone OS 3.0′a yeni ses kontrol özelliği geliyormuş. iPhone OS 3.0′ın ses tanıma teknolojisi olacağı söylenen sistemin kod adı “Jibbler”miş.

bir dokun

Ars Technica’nın Apple odaklı blog adresi olan Infinite Loop’taki haber şöyle devam ediyor:

“Şu anda fazla bilgi olmamakla birlikte, konudan anlayan kişilere göre Jibbler, iPhone’un Springboard (Ana Sayfa menü sistemi) yazılımında bir iyileştirme niteliğinde, bir yazılım başlatıcısı şeklinde davranacak ve yeni duyurulan 3.0 Spotlight arama özelliğini destekleyecek Finder-vari* bir yazılım gibi görünüyor. Jibbler’a iPhone kulaklık setinden kumanda edilebilir –düğmesine basılıp kullanıcının kısa ses parçalarını Jibbler’in yorumlayabilmesi için kaydetmekte kullanılabilir. Ses sentezleyici çalma listelerini ve parça isimlerini okuyabilen son nesil iPod shuffle’dakine benzer bir şekilde kullanıcıyla sesli etkileşim işini görebilir –ondan farklı olarak iPhone donanımı gerçek zamanlı ses sentezleyebilmekte (dış sesi alıp işleyebilmekte).”

Henüz olmayan bir şey üzerine konuşulmaz ama yine de bunu fikir yürütmemize engel bir düstur saymadığımıza satırlarımızla daha önce tanışmış okurlarımız şahittir. Bilinmeyenleri veya az bilinenleri deşerek paylaşmak adına; ipin ucunu yakalamışken işin suyunu çıkarmak adına değil.

Cep telefonlarıyla biraz haşır neşir olan sıradan bir kullanıcı, ses tanıma teknolojisini de, telefonla video kaydetmesini de, benzeri başka teknolojik cinlikleri de bilir. Bunlar bizi şaşırtan, yeni ortaya çıkmış şeyler değil.

Çoğumuza asıl şaşırtıcı gelen şey, iPhone’ların ikinci neslinde dahi böylesi vaka-i adiyeden özelliklerin olmamasıydı. Yalnız, bu tespitte bulunulurken gözden kaçırılan nokta, Mac OS X işletim sisteminin sürekli bir gelişim sürecinde olması ve onun olabildiğince etkin ve devrimci bir yapıyla iPhone sınıfından cihazlar için minyatürize edilmesi gereği.

Apple’ın başarı sırrı işte burada yatıyor. Size “Aa, böyle bir özellik daha varmış; n’apalım peki?..” dedirtip, menüleriniz arasına bir daha hiç kullanmayacağınız bir özellik daha gizlemek yerine, o özelliği daha nasıl geliştirebilirim de kullanıcının hayatına katarım derdini, kaygısını taşıması. Ürünlerine sadece dıştan bakıldığında bile farkedilebilecek bir gerçektir bu. Steve Jobs ve saz arkadaşlarının aheste yoğurt yiyiş tarzıdır ve kimilerinin sinirlerini gerse de değişmez.

Beklentilere sıradan ve yetebilen karşılıklar vermek yerine, kimi zaman beklemek ve bekletmek pahasına böylesi sıradışı ve beklentileri aşan karşılıklar üretme çabasına (da) yine kısaca “Tasarım Kaygısı” diyebiliriz; taklit etmek yerine üzerinde düşünüp daha faydalısını yaratmak, yeniden tanımlamak adına duyulabilir bir kaygı. Tasarım kelimesinden salt “estetik” anlaşılmamalı; güzellik rastlantısal değildir, bir özü vardır, bir temele dayanır. Güzeli yaratacak olanın kafası “güzel” olmalıdır bir kere.

Daha kapalı konuşmak gerekirse, “bu kendi hayatımızı nasıl ‘tasarladığımızla’ saçımızı nasıl ‘taradığımız’ arasındaki fark gibi bir şeydir” de denebilir.

 

* Finder, Apple’ın Mac OS X masaüstü dosya yöneticisine verdiği isimdir.

Yanında iyi gider

Yorum yazın