iPhone’un Duyu Organları
Ali Riza Esin | 25 Mayıs 2009 | Kategori: ÖzellikleriPhone’un sesi var, kulağı var, gözleri var, teni var. Dili de var ancak sadece konuşuyor, henüz tad alamıyor. Accelerometer, Proximity Sensor ve Ambient Light Sensor, kullanıcıyla etkileşimine yardımcı olan algılayıcılarıdır iPhone’un. Uydularla haberleşerek bulunduğunuz yeri belirleyen GPS’i de ekleyebiliriz bunlara.
En az bunlar kadar önemli, çoklu dokunma uyarılarına (Multi touch) “organik” tepkiler verebilen bir teni, bir arayüzü var iPhone’un. Bir ekranı parmağınızla sağa veya sola ya da bir listeyi yukarıya veya aşağıya ittirme hızınıza göre, yavaşça veya hızlı olarak hareket ettirebilmesi, hareketin biterken yavaşlaması, sonuna ulaştığında durmak yerine bunu anlamanız için çarptığı yerden zıplaması gibi dokunuşa tepki veren animasyonları var.

Dokunmatik ekran dendiğinde, benzer olduğu söylenen cihazların iPhone’un patent korumalı teknolojisiyle ve telefon tasarımına getirdiği yaklaşımla uzaktan akraba olsalar da yakınına bile yaklaşamadıkları bilinmeli. Zaten bu organik etkileşimdir ki, diğer özellikleri göz ardı edildiğinde bile sahipleri kendisini yeni bir teknolojik oyuncak şeklinde görmekten öte canlı bir varlık gibi algılayabilmekteler. Aslında bunun bir tasarım başarısından daha çok veya yanı sıra, ruhuna sinsice gizlenmiş bir pazarlama becerisi olduğunu kabul etmek gerekiyor. Kullanıcıyı kendine aşık etmek, sadık bir müşteri kitlesi yaratmak, bir ürün satıp diğer ürün konseptleri hakkında fikir oluşturmak… Bunlar her markanın rüyasını süsleyen şeyler.
Göz(leri) dediğimizde ise sadece kamera algılanmamalı. Cihazın üst kısmında bulunan kulak hoparlörünün sol tarafında, camın altında gizli, ışığa duyarlı algılayıcılar var. Biri Ambient Light Sensor bunların. Bir başkası telefonu cebinize koyduğunuzda veya konuşmak için yanağınıza değdirdiğinizde bunu algılıyor ve enerji tasarrufu amacıyla ekranı karartıyor.
Şimdi sıkı durun!.. Bu algılayıcılara, duyargaçlara bir yenisi ekleneceği söyleniyor. Çok yakında piyasaya çıkacağı söylenen yeni nesil iPhone’lara bir de adına Magnetometer veya sayısal pusula denen bir parça gömülecek. Bunu sadece basit bir pusula olarak görmek yanlış. Bu parça iPhone işletim sistemi ve üzerinde çalışan yazılımlara umulmadık yeni yetenekler kazandıracak; hem tek başına, hem de diğer algılayıcıların çıktısı hesaplamalarla birleştirilerek elde edilebilecek ortak verilerle.
Bunların muhtemel uygulama alanlarını şöyle bir düşünelim:

Gerçek Yol Tarifi
iPhone’un Harita, Google Earth ve harita temelli diğer yazılımlarını kullanırken, o anda hangi konumda olduğunuzu bir nokta işareti olarak görebiliyorsunuz ama alet hangi yöne baktığınızı bilmediğinden, kendiniz elle değiştirebiliyor olsanız da konum görüntüsü standart olarak kuzeye bakar durumda karşınıza geliyor. Tıpkı basılı bir haritaya düz bakıyormuşsunuz gibi. Oysa sayısal yön algılayıcısı sayesinde burnunuzun diki nereyi görüyorsa, harita veya uydu görüntüsünü o yöne bakar durumda bulabilir, yönünüzü değiştirdikçe de buna göre kendiliğinden hareket etmesini sağlayabilirsiniz. Bu yeni bir teknoloji değil, adım adım yol tarifi yapabilen, döneceğiniz köşeyi işaret eden GPS cihazlarında var örneğin; ancak iPhone için yeni.
Daha Gerçekçi Oyunlar
Magnetometer, “Seat Ibıza Cupra Race” yazılımını incelerken tavsiye ettiğimiz bir özelliğin gerçekleşmesini sağlayabilir. Araba yarışı ve benzeri oyunlarda ekran, yani yol sabit durabilir ve böylece dönüşlerde direksiyonun veya yönlemeyi sağlayan kontrollerin hassasiyeti ve kullanım kolaylığı arttırılabilir. Mevcut durumda iPhone veya benzeri oyun aparatlarında böylesi oyunlar oynadığınızda, cihazın kendisini bir direksiyon gibi çevirirken ekrandaki zemin görüntüsü de dönüyor doğal olarak; dönmediğini, yolun sabit olduğunu hayal edin –veya siz veya kontrol ettiğiniz şey sabit, döndüğünüz yere göre dünya etrafınızda dönüyor diye düşünün, bazı silahlı, vurdulu kırdılı oyunlarda olduğu gibi.
Steadycam
Hareket algılayıcısıyla birlikte çalışan bir sayısal pusula, video kayıt esnasında çekilen her kareye ilişkin koordinat verisinin video dosyasına yazılmasını veya ilişik bir XML dosyasına kaydedilmesini sağlayabilir. Bu veriler yeni iPhone işletim sistemiyle geleceği söylenen video düzenleme yazılımına kamera titremesini giderme yeteneği kazandırabileceği gibi, iMovie’nin son sürümünde yer verilen aynı özelliğin görüntü analizi yapmadan, daha kolay işlemesini sağlayabilir.
Gerçek midir değil midir şimdiden bilinmez, yeni nesil iPhone’lara bir de basit bir FM vericisi entegre edildiği söyleniyor. Başka ek bir aparat kullanmadan, örneğin aracımızın radyosundan iPhone’umuzu dinleyebilelim diye.
Telefon şebekesinin olmadığı bir yerde kaza geçirmişsiniz veya kaybolmuşsunuz. Tıpkı vücudumuzun herhangi bir yerinde aşırı kanama olduğu anda en önemli organımız, beynimiz yaşamaya devam etsin diye mevcut kan başımıza doğru yönlendirildiği için şoka girip üşümeye başlamamız gibi, acil konumuna geçtiğinde bataryasını kullanan diğer parçalarını kapatıp, fazla enerji de sarfetmeden bulunduğunuz yeri sabit bir radyo sinyali şeklinde sizi arayanlara gönderebilir böyle bir cihaz. Bunu aşırı bir beklenti saymak mümkün, ancak kabul edilmeli ki paketlenen teknolojik duyargaçlarla bu bile olanaklı hale gelecektir.
Neredeyse her telefonda varken iPhone’da neden video kaydedicisi yokmuş… Yukarıda yazdıklarımız olabilir de, olmayabilir de, ama Apple bu. Ürünlerini kullananlar bilir; o ne eylerse güzel eyler.


